Probiyotik Ve Prebiyotiklerin Bağırsak Hastalıklarının Tedavisinde Kullanımı

  • Ali Rıza AkınAli Rıza Akın
  • 24 Ağustos 2023

25 seneyi aşkın bir süredir mikrobiyom mikrobiyoloğu olarak laboratuvarda yapmış olduğum bilimsel çalışmalarda bağırsak hastalığına sahip kişilerde görmüş olduğum ilk problem bağırsak disbiyozisi oluyor. Disbiyozis; bağırsak içindeki bakteri dengesinin bozulması anlamına gelir. İltihaplı bağırsak hastalıklarından Crohn ve Ülseratif Kolit, IBS olarak adlandırılan Hassas Bağırsak Sendromu, divertikülit, anal fissür, kronik kabızlık ve ishal, alerjiler, astım, sedef, romatoid artrit, obezite, diyabet, kanser ve daha nice hastalığın temelinde bozulmuş bakteri dengesizliği yani disbiyozis yatar.

Bağırsak hastalıkları ile mücadele eden kişilerde en sık karşılaştığım durum hayat kalitesinin bütünüyle ortadan kalkması oluyor. Kişiler gündelik işlerini dahi yerine getirmekte zorlanırken ev, aile, arkadaş ilişkileri bozuluyor ve bu durumun yaratmış olduğu sebeplerden dolayı kişi gittikçe yalnız, sosyal ortamlardan uzak, depresyon ve anksiyete yaşayan bir profil çizmeye başlıyor. Bağırsakta işler yolunda gitmediğinde beyin etkileniyor, beyinde anksiyete ve panik bozukluk devam ederken yaşamak da bağırsakların tüm düzenini etkiliyor. Bu durum ise bizlere beyin-bağırsak aksının önemini bir kez daha hatırlatmış oluyor. Ve böylece kişi kısır bir döngü içine girmiş oluyor.

Size daha önce birçok kez duyduğunuz bir cümleyi yeniden hatırlatarak devam etmek istiyorum. Sizin de bildiğiniz gibi halk arasında mutluluk hormonu olarak bilinen serotoninin üretimi %90 oranında bağırsaklarda gerçekleşir. Bu oran yadsınamaz derecede büyüktür. Nörogastroenteroloji alanında yapılan çalışmalar doğrultusunda gastrointestinal sistem ve merkezi sinir sisteminin birlikte çalıştığı görülmüştür. Kişinin tüm ruh sağlığından sorumlu olan ve onun anksiyete, panik bozukluk gibi durumlarda düşünmesini sağlayan tek başına beyin değil çok büyük oranda bağırsaklardır. Sağlıklı düşünebilmek ve sisli beyin, anksiyete, depresyon, duygu-durum değişikliği gibi çeşitli ruh sağlığı semptomlarından kurtulmak için öncelik vermeniz gereken organ bağırsaklarınızdır. Kişinin bağırsak mikrobiyotası; genetik faktörler, doğum şekli, antibiyotik kullanımı, stres, çevresel faktörler, enfeksiyon ve yaşa bağlı olarak değişip tahribata uğrayabilir. Yaptığımız çalışmalarda probiyotik ve prebiyotik kullanımının bağırsaklarda oluşan dengesizlik ve tahribatı azaltarak ortadan kaldırdığını defalarca gözlemledik.

Bilim insanları tarafından formüle edilip geliştirilen, birbiriyle uyum içinde yaşayabilen bakterilerden oluşan probiyotik ve bu prebiyotiklerin besinlerini oluşturan prebiyotiklerin kullanımının iltihaplı bağırsak hastalıklarından, ibsye, diyabetten, osteoporoza, ürogenital hastalıkların tedavisine kadar çok geniş bir spektrumda fayda sağlar. Son olarak bağırsak hastalıklarında probiyotik ve prebiyotik kullanımının vücuttaki en geniş mukozal yüzeye sahip bölge olan intestinal epiteldeki bağırsak mukoza salgısını artırarak bağırsak geçirgenliğini azalttığını ve aynı zamanda bağırsak hormonlarının salınmasını sağlayan SCFA’ların üretimini de artırarak beyin-bağırsak ekseni üzerine olumlu etki ettiğini de söylemek isterim.

 

Kapatmak için ESC Tuşuna Basın